25 Mayıs 2018 Cuma

Ben Bunu Yazmam-Mim

Merhaba herkese berlin abla ya öncelikle  beni mimlemiş olduğu için teşekkür ederim :)

Sorularımız nedir ?

1) Neleri severek yazarım ?
2)Neleri kesinlikle yazamam ?

Evet öncelikle birinci soruya gelelim :)

Neleri severek yazarım ?

Ben bu blogumu açmadan önce kendime ait bir defterim vardı üzgün olduğum da mutlu olduğum da ve yani kısacası her zaman yazdım ama bunu kimse bilmeden yazıyordum ve şiir yazmayı seviyorum bazenleri hikaye de yazıyordum deep bilir yani benim için beni mutlu eden benim canım sıkkınken üzgünken rahatlama sebebim diyebilirim çünkü bazen hani derdini birine anlatırsın ya işte bende genelde yazarak kelimelere döküyorum yani hayatta en sevdiğim şeylerden birisi bu benim için en önemli şey her zaman yanımız da ruhuna hitap edecek sana ilham verecek kişiler oldu mu senin seveceğin her şey güzel olur yani ölene kadar yanında olacak güzel dostluklar.

Evet şimdi ikinci soruya gelelim :)

Neleri kesinlikle yazamam ?

Bir kere öncelikle siyaset,spor,makyaj yani berlin ablanın da dediği gibi erkek işleri hiç uygun değil bunları yazamam yani aslında insanın aklına normalde çok şey gelir fakat şuan yazarken aklıma gelmedi :)

Umarım güzel bir mim olmuştur umarım hayatta her şey yolunda gider :)

Şuan yazımı okuyan kişi sende Mimlendin :)

Herkese sevgilerimle.

6 Mayıs 2018 Pazar

DEEP TOONE 'YE

Herkese merhaba bu etkinliği gördüğüm de çok mutlu oldum bende yazmak istedim konumuz blog dünyamı'zın sevimli eğlenceli deep için yazıyoruz bu etkinliği başlatan kişiye teşekkürlerimi sunuyorum ve başlıyorum benim için deep kimmiş okuyalım hep beraber. 

Sevgili Deep ;

Öncelikle seninle nasıl tanıştığımız konusuna değineyim biraz :)

Deep seninle 2 sene olacak tanıştığımız ve şunu unutmuyorum seni benimle tanıştırdığı için hikaye kalpli kadın yani İlknur'a teşekkürlerimi sunuyorum kendisiyle ne kadar aramız bozuk olsa bile beni seninle tanıştırdığı için çok memnunum seninle yeri geldi derdimi paylaştım sende bana anlattın derinlerde bir yerde her zaman benimle olacaksın senin yerin bende hep olacak seninle yüz yüze konuşamasak bile seninle yan yanaymışız  gibi olduk her zaman her konu da senin bana yardımın çok dokundu seni anlatmak benim için büyük bir şey hayatım da ne olursa olsun hep beni teselli etmeyi bildin her zaman benim moralim bozukken güldürmeyi başardın seninle şu zamana kadar çok şey paylaştık paylaşmaya da devam edeceğiz hep kalbimiz de olacaksın sana çok değer veriyorum şuan bunları yazarken gülümsüyorum çünkü bana mutluluk veriyorsun o kadar iyi ve anlayışlı bir insansın ki yazarken gerçekten duygulanıyorum senin bende her zaman yerin olacak bunu unutma ne olursa olsun seni unutmayacağımı biliyorum çünkü sen cansın beni mutlu eden bana destek veren can deep iyi ki varsın iyi ki tanımışım seni neşeli tatlı deep daha çok şey yazmak isterim sana şuan fakat kelimelerim tarifsiz kalıyor senin yanın da iyi ki varsın deep iyi ki tanımışım seni iyi ki bizimlesin iyi ki iyi ki...

Sevgilerimle can dostum.

GÜNÜN ŞARKISI;

ZAKKUM-HATIRAN YETER 



1 Mayıs 2018 Salı

Ortak Öykümüz (Mim)

👉Öykü Bölümü: Berlin Berlin

"Saçları terden yüzüne yapışmış, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş, koşmaktan dizlerinde derman kalmamış bir şekilde sokağın büyük caddeye açılan köşesinden ana yola fırladı. Zifiri karanlıkta bir arabaya rast gelme umuduyla koşmaya devam etti. Yolun karşı tarafında beliren ışığa biraz daha yaklaştığında, birinin kendine doğru geldiğini ve fısıldayarak "Öykü" diye çağırdığını duydu."

Öykü Bölümü : DeepTone

"Öykü, Öykü, Öykü!" Fısıldamaların şiddeti arttı: 'Öykü, kızım, hadi uyan, uyansana, hadi kızım, sabah oldu, okuluna geç kalacaksın, uyan!!!' Bir sıçramayla uyandı: "Ah anne, sen miydin beni çağıran, ne işin vardı ışığın altında?' 'Ne ışığı yavrum, kabus mu görüyordun sen, sana kaç defa dedim, uykudan önce gerilimli filmler izleme diye, hadi kalk artık, bir duş al, portakal suyunu iç ve dersine yetiş."

👉Öykü Bölümü:  Ebemkuşağı

"Neyse ki rüyaymış dedi Öykü. Derin bir nefes aldı. Sonra kalkıp lavaboya gitti. Yüzüne çırptığı suyla kendine geldi. Annesi içeriden; 'İki lokma bir şeyler ye!' diye sesleniyordu. 'Geç kaldım anne!' diyerek, odasına gidip aceleyle giyindi. Annesine bir öpücük gönderip masanın üzerinde duran bir bardak sütü içtikten sonra kendini dışarı attı. Hızlı adımlarla ışıklara geldi.Tam caddeden karşıya geçmeye hazırlanırken acı bir fren sesi duydu. Bir an, geceki rüyanın etkisiyle arabanın kendisine çarptığını zannedip gözlerini kapattı. Sonra kendine gelip gözlerini açtığında yerde yatan bir kedi yavrusu gördü. Hemen kediyi kucağına aldı. Neyse ki birkaç ufak çizikten başka görünür bir yarası yoktu kediciğin. İlk dersi kaçırmıştı zaten. Eve dönüp annemden mi yardım istesem yoksa veterinere mi götürsem diye ikilemde kaldı Öykü." 

👉Öykü Bölümü:  İncirli Kurabiye

"Ama kısa sürede toparladı kafasını. Düşünmesine gerek yoktu ki, ne yapacağını o çok iyi biliyordu. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. İçinde kelebekler uçuşmaya ve kalbi hızlıca atmaya başladı. Çünkü aklına gelen fikir onu heyecanlandırmıştı. Eve dönüp annesinden yardım almayacaktı elbette, kediyi veterinere götürecekti. Her gün okuluna giderken yolunu uzatıp kliniğinin önünden geçtiği, 'acaba karşılaşır mıyım?' düşüncesi ile kapısının önünde oyalandığı, aşık olduğu veterinere götürecekti kediyi. O veterineri de ilk, arkadaşının kedisini götürdüklerinde görmüştü... Zaten o anda da aşık olmuştu. Ondan sonra sürekli oraya gitmek için bahaneler buluyordu. Hatta veteriner onu geçen hafta kapısının önünden geçerken görünce içeri kahve içmeye çağırmıştı. Öykü o günden sonra daha çok görmek istiyordu veterineri. Hakkında bütün bilgiye sahipti.. Öykü daha üniversite 4. sınıftaydı, veteriner ile aralarında 3 yaş vardı..." 

👉Öykü Bölümü:  Feri Peri"

Ayakları ondan evvel davranıp harekete geçmişlerdi bile. Hızlı adımlarla yürüyor, ılık sabah rüzgarını kızarmaktan kendilerini alamayan yanaklarında hissediyordu. Başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Mavinin envaiçeşit rengine bürünmüş, güneşin anaç ışıklarından şahsına pay çıkarmaya çalışıyordu gök kubbe.'Ne güzel bir Nisan sabahı..." dedi Öykü mutluluğun iksiri aşık olma hali ile sarhoş olurken. Küçük kedicik o sırada iyice kucağına yayılmış, karamel kahvesi tüylerini yalamakla meşguldü.Bir sokak geçti, sonra bir sokak daha. Veteriner kliniği ile arasında sadece yirmi metre kalmıştı ki hemen yanı başındaki bir dükkanın camekanının önünde durdu. Camın yansımasında kendisini yeterince beğenene kadar üstüne başına bir çeki düzen verme gayretine girişti. Ensesinde topladığı koyu kumral saçlarını saldı. Saçlar omuzlarına düştü; perçemleri de küçük ve sevimli alnına. İşte şimdi hazırdı..." 

👉Öykü Bölümü:  Bir Yıldızın Hikayesi

Heyecan içinde özel kliniğin merdivenlerinden çıkarken kalp atışlarının ritmini frenlemek istercesine elini göğsüne bastırdı ve her adımı ile yüreğinin derinliklerinde giderek daha da çoğaldıklarını hissettiği pır pır uçuşan sevgi kelebeklerine hemen oradan uzaklaşmalarını söyledi. Olabildiğince normal görünmeye gayret etse de kucağında taşıdığı yaralı minik kedi kadar ürkek ve narindi. Bekleme salonunda girdiğinde daha önce hiç karşılaşmadığı sarı saçlı, ela gözlü, beyaz önlüğün içinde bile oldukça alımlı görünen bir genç kız karşıladı onu. 'Bu kız da nereden çıktı şimdi?' dedi içinden. Öfkesini yatıştırmaya çalışarak 'Tunç Bey müsait mi?' diye sordu ve ekledi 'Minik kedinin durumu biraz acil de'. 'Tunç Bey şimdi bir operasyonda. 15 dakikaya kadar çıkar. O müsait oluncaya kadar ilk müdahaleyi ben yapayım dilerseniz. Ben onun yeni asistanıyım, adım Seray' deyip onay beklemeden çekip aldı kediciği Öykü’nün kucağından. Onu muayene odasına doğru götürürken geride bıraktığı parfümün rüzgarından hiç hoşlanmamıştı Öykü. Asistanın mekanik kollarında muayeneye giden kedicik ise çaresizce teslim oldu kaderine. Müjde annenin biricik kuzusu ve mahalledeki en yakın kankası Bücürük’le bugünkü pinpon maçını iptal edecekti mecburen."

👉Öykü Bölümü:  Sibella

"Öyle görünüyordu ki beklemekten başka bir şansı yoktu. Boş bulduğu bir sandalyeye yöneldiği sırada telefonundan gelen sesle aniden irkildi. Arayan Müjde’den başkası değildi. Ne diyecekti şimdi ona? Düşünmek yerine telefonu açmaya karar verdi. Telefondaki sesle ikinci defa irkildi. 'Öykü! Neredesin sen Allah aşkına? Okula da gitmemişsin bugün. Akşamki maçı unuttuğunu söyleme sakın bana!' Derin bir nefes aldı ve 'Müjde...' dedi; 'Söz veriyorum en ince ayrıntısına kadar anlatacağım ama şimdi değil. Maçı da ertelememiz gerekiyor. Kızma olur mu?' diyerek kapattı telefonu. Neyse ki Müjde fazla kurcalamamıştı konuyu.Telefonu çantasına koyarken , merdivenlerden inen Tunç’u gördü. Heyecanlanmayacağına dair kendi kendini telkin ederken Tunç da onu çoktan görmüştü. 'Öykü...' dedi; 'Senin burada ne işin var?' 'Şey...' diyebildi… 'Kedi.. araba çarptı da aklıma sen geldin.' 'Çok iyi yapmışsın, nerede şimdi? Seray ilk müdahaleyi yapmıştır, gel bir beraber bakalım nesi varmış senin kedinin.' Seray adını duymaktan hoşlanmadığını fark etti ama muayene odasına Tunç'la girecek olmak ona adeta zafer kazandırmıştı. Küçük bir müdahale sonrası kedicik de kendine gelmişti. Artık gitme vaktiydi. Oysaki gitmek hiç içinden gelmiyordu. Vedalaşırken dile getirmeye çekinir gibi tutuk bir tavırla 'Şey...' dedi yine. 'Öğle tatili vakti geldi galiba, aç mıydın?' Tunç biraz düşünür gibi oldu; 'Aslında çok aç değilim ama şu köşe başında yeni bir pastahane açıldı, tatlılarının güzel olduğunu söylüyorlar. Ne dersin tatlı yiyelim mi?'"

👉Öykü Bölümü:  Mutlu Yazar

 "Öykü Tunç'un teklifini duyunca sevinçten çığlık atmamak için zor tuttu kendini. Sevincini belli etmemeye çalışarak tamam benim için uygun diyerek cevap verdi. Bir taraftan da Tunç'u süzüyordu. Tunç uzun boylu, geniş omuzlu, kumral, yeşil gözlü kendinden emin tavırlı, sakin bir gençti. Öykü'ye gülümseyerek 'Hadi çıkalım.' dedi. Tunç Öykü'nün ilgisini fark etmişti. Bu ilgi hoşuna da gitmişti fakat belli etmedi. O da Öykü'yü beğeniyordu. Neden olmasın diye mırıldandı. Aslında tanımak da istiyordu onu. Gördüğü diğer kızlardan farklıydı. Doğal, saf bir görüntüsü vardı. Üniversite hayatında  hiç ciddi ilişkisi olmamış, kimseye güvenememişti.Pastahanede oturup biraz sohbet ettiler. Havadan sudan konuştular. Daha sonra Tunç Öykü'nün okulunu sordu. Bu sene bitireceğini öğrenince çok sevindi. Tunç'un ses tonu  o kadar yumuşak ve etkileyiciydi ki hiç susmasın konuşsun istiyordu Öykü. İkisi de çok keyif almıştı bu sohbetten.Öykü Müjde'yi düşündü bir an, Tunç'u tanısa nasıl şanslı olduğunu söylerdi Öykü'ye herhalde.Az sonra Tunç ayağa kalktı; 'Artık gitmem gerekiyor iş beklemez' dedi. Öykü'ye dönüp '...yarın tekrar buluşalım istersen...'  diye gülümsedi.Öykü bu gelişmeden çok mutlu olmuştu. Hiç bu kadarını beklemiyordu. Yeni bir aşk mı başlıyordu acaba? 'Tamam, yarın görüşürüz!' diyebildi. Tekrar buluşmak üzere vedalaşıp ayrıldılar..."

👉Öykü Bölümü:  Berlin Berlin

Öykü'nün içi içine sığmıyordu. Yarın tekrar buluşacaklardı. Bu ne demekti? Acaba Tunç'un hisleri de Öykü'nün ki ile aynı mı idi? Bu teklif acaba bir ilişkinin başlangıcı mı idi? Yoksa sadece arkadaşça, basit bir buluşma teklifi mi idi? Seray Tunç'un sadece asistanı mı idi? Yoksa aralarında bir bağ var mı idi? Bunun gibi yüzlerce düşünceyle, heyecan içinde yarının gelmesini bekliyordu. Müjde'yi arasamı idi? Ama geç olmuştu. Bir yandan da bu gece heyecandan uyuyamayacağını düşünüyor ve yarın gözünün altında bir sürü mor halka ile Tunç'un karşısına geçmek istemiyordu. Yatağına uzandı ve bir sürü düşünceyle, sonunda uykuya daldı. 

👉Öykü Bölümü :Sessiz kaldım 

Öykü derin bir uykuya dalar ve kafasında binlerce düşünceyle uyur...Ve güzel bir sabaha uyanır lavaboya gider elini yüzünü yıkar kendine gelir öyle ki neşeli  neşeli  içinden bir  şarkı mırıldanıyordu  ..yalnız benim için bak yeşil yeşil diye mırıldanıyordu :) öykü eski  şarkıları dinlemeyi severdi zaman zaman ...Annesi seslendi  hayırdır öykü bu sabah ne mutluluk ne neşe böyle bu sefer güzel rüyalar gördün galiba yüzün de adeta güller açıyor malum geçen sefer kötü bir kabus görmüştün...
Öykü  derin bir nefes alır yüzün de o tatlı gülümsemesiyle annesine döner hiç bir şeyim yok der annesine sadece bir kaç sınavımdan  iyi not aldım    biraz rahatladım ondan anneciğim :)der 
iyi peki öyle olsun bakalım dedi annesi   hadi o zaman kahvaltıya ...Güzel bir kahvaltıdan sonra öykü heyecanla Tunç'la buluşacağı saatleri iple çekiyordu  üstünü giyen öykü artık hazırdı annesini öptü görüşürüz anneciğim diyerek evden çıktı dışarıda bir kaç işini hallettikten sonra Tunç'la buluşacağı zaman gelmişti zaten dünden beri çok heyecanlıydı  ve heyecanı iki katına çıkmıştı kalbi pır pır ediyordu adeta ...Ve  Tunç'un özel   kliniğine doğru yürümeye başladı  ve gelmişti artık içeri girdi karşısın da Tunç'u göreceğini beklerken asistanı Seray çıktı zaten ona karşı içini kemiren sorular vardı neyse ki çabuk toparlandı merhaba Seray dedi Seray da merhaba öykü hoş geldin dedi  ..hoş buldum  der öykü ...Ve tam Tunç'u soracakken  Tunç odasından  çıkar  Tunç öykü gördüğü an içinde kelebekler uçmaya başlamıştı Tunç'un hemen merhaba hoş geldin Öykü ..Öykü: merhaba hoş buldum der onun  da içi cıvıl cıvıldı Öykünün  ...Tunç hadi çıkalım mı  der öyküye ...Öykü Tabi hazırım çıkabiliriz .. Ve     ikisi de çıkar   yan yana yürümeye başladılar Öykünün halen kafasında binlerce sorulara rağmen Tunç'un  yanın da olduğu için çok mutluydu...Tunç o naif sakin ses   tonuyla Öykü'ye bakar nereye gitmek istersin diye sorar ...Öykü  bir an düşünür  güzel bir deniz havası mı alsak  Vapurda çay simit çok güzel gider   martılar der Öykü ..Tunç Tabi neden olmasın çok güzel olur hadi o zaman gidelim der Öykü'ye  Ve vapura doğru yol almaya başlarlar ..  Ve yolda konuşmaya başlarlar ...
Öykü Bölümü :Okuma Günlüğüm
Tunç’la baş başa olmak, sohbet etmek bir hayal kadar güzeldir Öykü için. Ne konuştuklarının hiçbir önemi yoktur zaten. Havadan sudan konuşurlar, Tunç’un yanında zaman su gibi akmaktadır, neredeyse yarım saatlik yol onlara birkaç dakika gibi gelmiştir ve birden kendilerini iskelede bulurlar.

Ada vapurunun kalkmak üzeredir. “Hadi,” der Tunç, halbuki yol uzundur, kim bilir kaçta dönebileceklerdir, Öykü annesinin onu merak edebileceğini de geçirir aklından ama kalbi öyle hızlı atmaktadır ki hiç bir şey düşünmeden Tunç’un peşinden gider. Kendini inanılmaz hafif ve mutlu hissetmektedir. Vapurda hemen üstteki açık güverteye geçerler, yola çıkar çıkmaz vapurun etrafını saran martılara geçerken aldıkları simitleri atarlar, sonra çay içerler, sohbet ederler ve yine zaman uçup gitmiştir bile. Tunç da Öykü’nün yanında ne kadar rahat ve keyifli olduğunu şaşkınlıkla fark eder. En başta onun güzelliğinden etkilenmiştir ama onu tanıdıkça çok daha özel bir şeyler olduğunu anlamıştır. Zaten Ada’ya gitme fikri de aslında bilinçaltıyla verdiği bir karardır…
Vapurdan indiklerinde Öykü’nün ne yapacaklarını merak etmesine fırsat vermeden “seni biriyle tanıştıracağım,” der Tunç ve kolundan tutup birbirinden güzel evlerin, köşklerin sıralandığı bol ağaçlı bol kedili sokaklardan birine sürükler. Öykü Tunç’un bu heyecanına bu heyecanına biraz şaşırsa da mutluluk içinde onu takip eder…

👉Öykü Bölümü:  Berlin Berlin

Böyle güzel, hoşsohbet ilerlerlerken, Öykü'nün telefonu çalar ve annesi ona acilen eve gelmesini  söyler. Tunç'un onu nereye götüreceğini çok merak etmesine rağmen, aklı annesinde kalır. 'Acaba önemli bir şey mi oldu' diye düşünür ve Tunç'a acil işinin çıktığını, bu yüzden eve gitmesi gerektiğini söyler ve oradan ayrılarak  eve doğru yol alır... Yolda, acaba rüyada mıyım, bunların hepsi birer düş mü? diye tatlı bir düşünceyle ilerler. Etrafına mutlulukla bakınarak, ne güzel bir bahar günü, ne güzel çiçekler, her şey ne güzel diye düşünür.

👉Öykü Bölümü:  Bahçeperim; "https://bahceperim.blogspot.com.tr/"

Bahar bu sefer başka bir bahardı. Çiçeklerin renk cümbüşü, güneşin teni okşayışı ve rüzgarın esintisiyle düşlerin gerçek olma ihtimali var gibiydi.
Öykü, esrik duygularla yolda yürüyordu.
Yine aynı acı fren sesini duydu. Kalbi yerinden çıkmış gibi çarpıyordu. Arkasına dönüp baktığında sabah kediye çarpan arabayı gördü. 
Arabaya odaklandı. Spor araba ile cip arasında yeni modellerden biriydi. Parlak mavi tonuyla, araba hemen fark ediliyordu. Kapı açıldı. 
Saçlarını arkaya toplamış, deri ceketli kirli sakallı ve gözlüklü erkek indi.
Gözlükleri olsa da bakışları Öykü'ye kitlenmişti. Bunu o kadar mesafeden hissedebiliyordu.
O anın etkisiyle mi bilinmez; gök grileşti. Soğuk bir rüzgar başladı... Yanından geçen iki kadın aralarında o adamdan konuşuyordu. Kısa saçlı olan kadın: "Mahalleye yeni geldi. Geçen alt komşu onu merdivenden inerken görmüş. Belinde silah varmış. Her gece, farklı kişilerle eve geliyormuş."
Diğeri yetiştirdi:"Genç kızlarla da görülmüş. Konuştuğunda insan ürperiyor. İçinde canavar var, sanki. Şerrinden koru, Yarabbim! Nereden geldiyse, oraya geri dönse!."
Kadınlar uzaklaşırken adamsa ona doğru yürüyordu. Öykü, kendini gördüğü kabusların içinde hissetti. Kaçmak istiyor, ama; olduğu yere mıhlanmıştı...
İçindeki ses; ona düşünmeden orayı terk etmesini söylüyordu. Öykü sakinleşmeye çalışarak yola baktı. En azından bu sefer kimse zarar görmemişti. 

👉Öykü Bölümü : Sevde 

 Ve adam gelmişti bile öykü'nün yanına iyi misiniz dedi. Öykü konuşamıyordu sonra kendine geldi iyiyim dedi adam öykü'ye öyle bakmıştı ki daha çok korkmaya başlamıştı ve uzaklaştı oradan hızlı adımlarla öykü. Hemen eve gitti annesine olanları anlattı annesi geçti kızım korkma dedi (annesi bir anda neden panikledi) diye düşündü bir an öykü ama  annesine çok güvendiği için sormadı  onun yanında kendini huzurlu hissediyordu ve odasına çıkıp yatağına yattığın da düşündü ben neden o adamı gördüğüm de bir şeyler hissettim annem neden bu kadar panik yaptı acaba diyerek uykuya daldı. Uyandığın da evin her yerine baktı ve annesi evde yoktu bir şeyler yedi ve oturdu o arada annesi dışarıda dolaşırken bir anda o adamı gördü Selçuk dedi Selçuk  şaşırmıştı öykü'nün annesi başladı konuşmaya yıllar sonra beni bırakıp gittin şimdi neden döndün biliyor musun sen beni bıraktığın da ben hamileydim kızımıza ve sana bunu anlatamadım çünkü beni bırakıp gittin defalarca aradım seni ama dönmedin sen beni hiç sevmemiştin zaten. Selçuk umursamadı ama bir yandan içinde bir his oluştu nedenini bilmediği öykü'ünün hiç bir şeyden haberi yoktu öykü evde oturuyordu ve canı sıkılmıştı hazırlanıp dışarı çıktı etrafına bakınırken annesiyle Selçuğu konuşurken gördü ( ne konuşuyordu bunlar ) diye düşündü ve yavaşça onları dinlemeye karar verdi öykü'nün annesi sen umursamıyorsun ama bizim bir kızımız var adı öykü dedi.Öykü duyduğun da şok olmuştu.

Baba diyerek bağırdı !

Annesi ve Selçuk arkasına döndü öykü dedi......

Sırada ki mimlenen hadi sıra sende:

https://deepinsideones.blogspot.de





26 Nisan 2018 Perşembe

Dünyanın gayesi

Hayatta neden yaşıyoruz biz?

Belli bir amacımız mı var? 
Kalp kırıklarıyla dolu, 
Şu yalan dünya da derdimiz ne ?
İnsanların bizde bıraktığı,
Acılar dan dolayı,
Hayatımızda ki herkesi 
Aynı şeyi yaşayacak gibi hissetmek.

En kötü bir his!
Keşke geçmişte yaşadığımız,
Şeyleri unutabilsek. 
Fakat unutamıyoruz,
Ama yine de yaşıyoruz.
Bazen takmamak gerekiyor,
Açıp müziği bir an olsun,
Her şeyden uzak olmak gerekiyor.

2 Mart 2018 Cuma

Kalbi kırma

Kalp kırıklıklarıyla dolu zaman,
Ne yaparsan yap,
Geçmeyen o kırıklıklar,
Kabuk bağlayan o yaraları,
Geçer sanarsın!
Ama geçmez.
Beklersin umarsızca,
İnsanlar hatalarını farketmezler.
Beklersin umarsızca,

Fakat farketmezler,
Silmek istersin o zaman,
Umursamıyorum dersin,
Öyle bir tavra bürünürsün.
Dıştan öyle gözükür,
Fakat içten içe,
Umursarsın ve bu daha yaralar.
En çok da,
Değer verdiğimiz insanlar yaralar.



18 Şubat 2018 Pazar

Hayat işte

Herkesin derdi var,
Bazen çözümlenmesi zor.
Hayatın akışın da,
Yol alıp gidiyoruz.
Kimseye bir şey diyemeden,
Yaşıyorsun işte.
Hayatın akışın da,

Yol alıp gidiyoruz.
Nedensiz yaşıyoruz,
Hayat işte.
Bize çok şey öğretir,
Herkesin derdi var,
Kimsenin bilmediği bir yerlerde,
Bilinmezlikte yol alıyoruz işte.

16 Şubat 2018 Cuma

Sadece yaşarsın

Hani hayatta herşeyi yaşarsın ya,
Sebebini bilmeden,
Farkına varamazsın.
Sadece yaşarsın,
Hayatın akışına kapılıp gidersin, 
Düşersin kaldıranı beklersin.
Beklersin beklersin!

Sonra düştüğün yerden,
Sen kalkarsın!
Canın yanar,
Hayatın akışına kapılıp, 
Gidiyoruz işte.
Hayattan herşeyi bekliyoruz,
Nedenini bilmeden sebepsiz yaşıyoruz işte.